Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamaları Artıyor

Yapay zekâ pek çok sektörü değiştirirken bu değişimden eğitim sektörü de etkileniyor. Gerek K12 gerekse yüksek öğretimde AI (Yapay zekâ) için pek çok kullanım alanı bulunuyor. Dünyanın önde gelen üniversiteleri yeni programlar ile Al’den henüz deneme aşamasında faydalanıyor olsa da bu konudaki yeni girişimler ileride daha fazla faydalanılacağını gösteriyor.

Günümüzde, eğitim alanında pek çok ülkede hâlâ tek tip müfredat ve eğitim modeli uygulanıyor. Ancak eğitmenler ve uzmanlar öğrenmenin herkes için aynı olmadığını söylüyorlar. Büyük veri analizleri ve yapay zekâ doğru kullanıldığında, eğitimde tek tip modelden sıyrılmak, eğitimi kişiselleştirmek mümkün olabilir.

AI tabanlı eğitim sistemi çeşitli nedenlerden ötürü öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimi için de fayda sağlayabilir. Daha fazla özen ve sabır gerektiren bu gibi durumlarda da AI tabanlı sistemlerden faydalanılması, eğitimi daha ulaşılabilir hâle getirebilir.

Genel olarak baktığımızda AI’nin potansiyel avantajları eğitimde mucize yaratacakmış gibi görünse de onu besleyecek doğru verinin sağlanması ve analizi çok önemli. Bunun için öncelikle çok fazla verinin toplanması, algoritmalar oluşturulmadan ciddi bir ön çalışma yapılması gerekiyor.  Yine de bazı nispeten basit denilebilecek uygulamaların hayata geçirildiğini görüyoruz.

Meselâ; görsel, işitsel vb. öğrenme farklılıklarına yönelik sistemler deneysel aşamada kullanılabiliyor. Bunları Makine öğrenimi (ML) ile yapmak mümkün. Ayrıca, diğerlerine kıyasla daha fazla tekrara ihtiyaç duyan öğrenciler için de AI tabanlı sistemlerden faydalanılıyor.

Dil problemini ortadan kaldırmaya yönelik AI tabanlı otomatik çeviri sistemleri de her geçen gün gelişiyor. Tüm bu gelişmeleri yakından takip eden eğitim kurumları, uzaktan eğitimde de daha fazla öğrenci kaydı almak için çaba sarf ediyor. Bu yarış özellikle üniversiteler arasında giderek hızlanıyor.

Sesli asistanlar öğrencilerin hizmetinde

Avrupa ve ABD’deki bazı üniversitelerde öğrencilerin okula uyumu için chatbot’lar kullanılmaya başlandı bile. Bu gibi sistemlerin kullanımında öncelikli amaç öğrenciye kolaylık sağlamak, sorunlarına ve sorularına anında çözüm üretmek olsa da eğitimciler, öğrencilerin okula olan motivasyonunu da artırmayı hedefliyorlar. Hepimizin bildiği gibi üniversiteye başlama yaşı aslında önemli bir geçiş dönemi.

Bu konuda Wynaden ve ekibinin yaptığı 2013 yılındaki bir araştırmada, “Üniversite öğrencileri risk altındaki bir gruptur. Çünkü çoğu gencin yüksek öğretime başladığı yaş, madde ya da internet bağımlılığı gibi bir dizi problem sayılabilecek davranışın ve zihinsel sağlık sorunlarının başlangıç yaşı ile çakışmaktadır” deniliyor.

Bu araştırmada sözü edilen ve benzeri sebeplerle bazı üniversitelerde denen chatbot’ların bir diğer amacı da öğrencinin 7/24 yanında olmak. Böylelikle gençlerin genel refahına fayda sağlamak amaçlanıyor. Henüz çok yeni olan bu uygulamaların ilk geri bildirimleri olumlu olmakla birlikte ne kadar faydalı olacağını görmek için biraz daha zaman gerekiyor.

Yapay zekâ ile okulda tanışmak avantaj sağlayabilir

Öğrencilerin yüksek öğretim hayatlarında yapay zekâ ile iletişimde olması, yakın gelecekte hızla değişmesi beklenen iş hayatı standartlarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olabilir.

Özellikle sadece chatbot değil pek çok alanda AI’nin oluşturulmasına gençlerin de katkı sağlamaları onların sistemin mantığını daha iyi anlamaları için de büyük bir avantaj olduğu öne sürülüyor. Böylelikle, üniversiten mezun olduğunda teorik ile pratiği birleştirmede çoğu zaman zorluk yaşayan gençlerin, en azından AI, robotlar gibi yeni iş arkadaşları ile çalışmakta zorlanmayacakları düşünülüyor.

Kaynak: Hürriyet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir